Bundan yanlizca yaklasik 5 hafta once ekonomi kurmaylarimiz bir basin toplantisi duzenleyip revize edilmis milli gelir rakamlarindan sonra olusan makro gostergelerin bir kredi notu artisi gerektirdigini soyemislerdi, ancak bu kurmay toplantisinin uzerinden cok da fazla bir sure gecmeden, yaklasik 3 hafta sonra S&P Turkiye`nin kredi notu görünümünü düşürdü. Hatta S&P bununla kalmayip bizim de dahil oldugumuz emerging market ulkelerine uyarilarda bulunarak not indirimlerinin muhtemel oldugunu savundu.
Su anda Turkiye`nin kredi notu gorunumu onde gelen kredi derecelendirme kuruluslari Moody`s ve S&P`ye gore sirasiyla Ba3 ve BB-; yani yatirim yapilabilir seviyenin altinda (speculative grade) ve yatirim yapilabilir seviyeye gelmesi icin kredi notunun birkac kez yukseltilmesi gerek. Diger yandan son donemde Turkiye`yle sikca karsilastirilan ulkeler olan Brezilya, Guney Afrika ve Macaristan`in kredi notlari sirasiyla Ba1/BB+(speculative grade), Baa1/BBB+ (investment grade) ve A2/BBB+ (investment grade), yani kredi derecelendirme kuruluslarina gore Turkiye bu 4 ulke icerisinde en kotu durumda ve Brezilyayla birlikte yatirim yapilabilir seviyenin altinda.
Son bir guncel veri de verirsek Turkiye`yle kiyaslanan bu 3 ulke de son donemde faiz artirimlarina gittiler, hatta Brezilya Merkez Bankaci (BCB) bekleninin uzeirnde bir faiz artirimiyla kisa vadeli fazilerini 11.75% seviyesine kadar cikardi.
Simdi bu noktada Turkiye`nin bu notu hak edip etmedigine hic girmeden yanlizca uluslararasi kredi derecelendirme kuruluslarinin bu notlarina bakarak TL`deki ve TL bonolardaki satisi anlamlandirmak cok da guc degil. Yabancilar TCMB`den faiz artirimi bekliyorlar, belki de en dusuk grade i olan bu bonolarin gorece getiri avantajinin dusmus oldugnu dusunuyorlar. TL`deki satis hareketinin bir parca da buradan kaynaklandigini dusunuyorum.
Ama su da bir gercek, kredi derecelendirme kuruluslari subprime krizinde en cok elestirilen kurumlardi, bu notlarin gercek durumu yansittigina cok da guvenilebilir mi?
Monday, April 21, 2008
Thursday, April 17, 2008
Olan Biten, aylar sonrasinda
Kuresel piyasalar stres altinda;
2007 agustos ayinda BNP Paribas hedge fonlarinin likidite problemine girmesiyle bir nevi start alan dalgali donem hala dizginlenmis gozukmuyor, o donemden bu yana olusan kisa vadeli tavan seviyelerine oldukca uzak bir noktada bulunuyoruz su siralarda. Once subprime mortgage loanlarindaki odeme guclukleriyle baslayan dongu bu kredilerin menkullestirilip CDO (Collateralized Debt Obligations) adi verilen bono larin icersinde birlestirilmesi (icinde subprime riski tasiyan bonolara monolinelar sayesinde AAA ratingi verilmis olmasi da likiditesini artiriyor ve bu enstrumani cazip kiliyor) ve CDO lara sicrayan tedirginlik guven kaybina, bu guven kaybi da kredi verme de ihtiyatli olmaya itti bankalari, bu ihtiyat guven bunalimina donusup, bankacilik sektorunde uzun yillar unutulmayacak kadar kotu bir bilanco donemine sebep olmustu. Hatta bu donemin kurbani da Bear Stearns adli yatirim bankasi oldu, abd nin en buyuk yatirim bankalarindan olan BS zor duruma dusunce ani bir haftasonu operasyonuyla piyasalarin acildigi pazartesi sabahinda JP Morgan a kelepir fiyata satilmis olarak buldu kendisini. Hatta o derecede ki BS calisanlarinin borclarini odeyebilmesi icin evlerini satisa cikaracagini ogrenen emlakcilar pazartesi sabahi BS kapilarinda flyerlarini dahi dagitmislar.
Diger taraftan nisan ayinin ortalarina geldigimiz bu gunlerde kredi piyasasindaki en kotu donem geride kalmis intibasi uyandiriyor, ancak sorunlar bu sekilde de bitmiyor, kredi krizinin akabinde dusen sirket karlari ve dibe vurmus tuketici guveni abd nin resesyona girmis oldugu sinyalini veriyor, su satirlarin yazildigi sirada resesyonun ne kadar sert olacagi tartismalari yazila dursun obur yanda dolarin deger kaybiyla emtialardaki onlenemez yukselis ve de yarattigi enflasyon baskisi bu donem piyasalari germeye yonelik en buyuk risk olarak gozukuyor.
Su siralarda abd bankalari basta olmak uzere (ozellikle citi ve merrill) cogu banka sapir sapir dokulen bilancolar aciklamakta, ancak bu zararlari sermaye artirimlari ile asmaya calisan bankalarin en buyuk destekcisi ulke rezerv fonlari da diyebilecegimiz Sovereign Wealth Funds (SWF) lar oldu. Ozellikle son yilarda petrol fiyatlarinin yukselmesiyle ellerinde yogun bir bicimde usd stoku biriken ortadogu ulkeleri, diger yandan su anda yaklasik 1,7 trilyon dolara ulasan doviz rezerviyle Cin, SWF lariyla su anda bircok amerikan bankasina ortak olmus durumda, tabi bu durum bazilarini endiselendiriyor, ulke fonlarinin serbestce dolasmasinin ulusal guvenlik problemi yaratacagini savunuyor bugun Almanya basta olmak uzere bazi avrupa ulkeleri.
2007 agustos ayinda BNP Paribas hedge fonlarinin likidite problemine girmesiyle bir nevi start alan dalgali donem hala dizginlenmis gozukmuyor, o donemden bu yana olusan kisa vadeli tavan seviyelerine oldukca uzak bir noktada bulunuyoruz su siralarda. Once subprime mortgage loanlarindaki odeme guclukleriyle baslayan dongu bu kredilerin menkullestirilip CDO (Collateralized Debt Obligations) adi verilen bono larin icersinde birlestirilmesi (icinde subprime riski tasiyan bonolara monolinelar sayesinde AAA ratingi verilmis olmasi da likiditesini artiriyor ve bu enstrumani cazip kiliyor) ve CDO lara sicrayan tedirginlik guven kaybina, bu guven kaybi da kredi verme de ihtiyatli olmaya itti bankalari, bu ihtiyat guven bunalimina donusup, bankacilik sektorunde uzun yillar unutulmayacak kadar kotu bir bilanco donemine sebep olmustu. Hatta bu donemin kurbani da Bear Stearns adli yatirim bankasi oldu, abd nin en buyuk yatirim bankalarindan olan BS zor duruma dusunce ani bir haftasonu operasyonuyla piyasalarin acildigi pazartesi sabahinda JP Morgan a kelepir fiyata satilmis olarak buldu kendisini. Hatta o derecede ki BS calisanlarinin borclarini odeyebilmesi icin evlerini satisa cikaracagini ogrenen emlakcilar pazartesi sabahi BS kapilarinda flyerlarini dahi dagitmislar.
Diger taraftan nisan ayinin ortalarina geldigimiz bu gunlerde kredi piyasasindaki en kotu donem geride kalmis intibasi uyandiriyor, ancak sorunlar bu sekilde de bitmiyor, kredi krizinin akabinde dusen sirket karlari ve dibe vurmus tuketici guveni abd nin resesyona girmis oldugu sinyalini veriyor, su satirlarin yazildigi sirada resesyonun ne kadar sert olacagi tartismalari yazila dursun obur yanda dolarin deger kaybiyla emtialardaki onlenemez yukselis ve de yarattigi enflasyon baskisi bu donem piyasalari germeye yonelik en buyuk risk olarak gozukuyor.
Su siralarda abd bankalari basta olmak uzere (ozellikle citi ve merrill) cogu banka sapir sapir dokulen bilancolar aciklamakta, ancak bu zararlari sermaye artirimlari ile asmaya calisan bankalarin en buyuk destekcisi ulke rezerv fonlari da diyebilecegimiz Sovereign Wealth Funds (SWF) lar oldu. Ozellikle son yilarda petrol fiyatlarinin yukselmesiyle ellerinde yogun bir bicimde usd stoku biriken ortadogu ulkeleri, diger yandan su anda yaklasik 1,7 trilyon dolara ulasan doviz rezerviyle Cin, SWF lariyla su anda bircok amerikan bankasina ortak olmus durumda, tabi bu durum bazilarini endiselendiriyor, ulke fonlarinin serbestce dolasmasinin ulusal guvenlik problemi yaratacagini savunuyor bugun Almanya basta olmak uzere bazi avrupa ulkeleri.
Subscribe to:
Posts (Atom)