Tuesday, January 16, 2007

Girizgah

2006`yi geride birakirken finansal piyasalar acisindan en cok etkiyi yaratan durumun mayis-haziran aylarinda global piyasalarda bas gosteren "finansal dalgalanma" oldugu malum. Ozellikle kayip 90`li yillarin etkisiyle iyice dolarize olan ekonomimizde (hos, son donemde ters dolarizasyon surecinin basladigini da kabul etmek lazim) kurlarin ani hareketler gostermesi belki de faiz hareketlerinden cok daha etkili oluyor. (mesela burada Hasan Ersel`in referans ta cikmis bi makalesi vardi link veremiyorum isteyen gidip bakabilir)

Ani kur sicramalarinda ozellikle ithalata dayali uretimde maliyetler artarken, bunun yaninda yatirim ve de tl cinsi parasinin dolar karsiligi hesabini yapmayi aliskanlik haline getirmis halkimizin beklentileri bozuluyor. Sonra da duzelt beklentileri duzeltebilirsen.

Aslinda fikrimce mayis dalgalanmasinin, enflasyonun beklenmedik sekilde nisan ayinda sicrama yapmasinin akabinde gelmesi, arti MB baskanliginda yapilan atama ardindan yeni baskanin piyasa tarafindan testten gecme sureciyle birlesmesi 2006 dalgalanmasi bizi neden daha cok vurdu sorusuna cevap olabilecek en buyuk iki neden. (ayrica bence altini cizmeye deger o donemde yapilan 0.25 puanlik bi faiz indirimi var, burada merkez bankasinin daha onceki para politikasi kurul karari sonrasi acikladigi metinlerdeki etkinin sonucu zorlama bi indirim var) -hos bi ara Dervisi suclayan bile vardi o donem yaptigi aciklamalrin ardindan baslayan hareket sonrasi; neyse bahaneler yazmakla bitmiyor zten

Tabi odemeler dengesi tarafina baktigimizdaki yuksek cari acik orani da dalgalanmaya en guzel bahane oldu (burada cari acik oraninin onemsiz oldugunu vurgulamiyorum, elbette cari acik oraninin -ki nitekim 2006 icin bu cari acik/gsmh orani asagi yukari 8.5% gibi bi yerlerde olusacak- bu denli yuksek olmasi bir risk ancak gloabl bi sell-off geldiginde bahaneler listesinde bir numaraya yerlesiyor, bknz Guney Afrika ve Macaristan) Su anda bu risk devam ediyor ve de 2007 icin dusundugumzde bu durum yine kurlari yukari iten bi psikolojiyle baski olusturacak, tabii global likidite bollugu devam ederse (su anda bu devam edecek gibi gozukuyor, nitekim abd cok soumamis gibi, faizler bi sure daha 5,25%, Euro bolgesi 3,50% `de ve artirima devam edecege benzio ancak bu bolgedeki buyume egilimi bizim ihracatimiza olumlu yansidigi icin sermaye akisi olmasa da ihracat gelirleri sayesinde bi flow olabilir diye dusunuyorum, Japonya ise bugunlerde 0,50% e artiracagi soyleniyor ama hukumet de bastiriyor bi sure daha sabit tutulmasi icin bakalm Fukui amca ve saz arkadaslari ne yapacak persembe sabaha karsi ogrenecegiz)

2007 basindan ocak ortasina kadar gecen surecte gelisen ilginc hareketler de var. Birincisi Petrol fiyatlarinin asagi gelmesi (nitekim bu satirlar yazilirken 52$ nin de altina geldi) ikincisi de ABD den gelen ekonominin rayinda gittigi verilerinden sonra USD nin deger kazanmasi (arti amerikan tahvil oranlarinin yukselmesi) . Kanimca bu hafta gelicek ABD enflasyon verisi ve ay sonundaki FED toplantisi sonucu faizin yonu daha belirginlesicektir.

Buna paralel olarak turkiyede de global havaya yapisik kalinmasi, secim muabbetleri baslasa da henuz secim ortami die bi yaygara koparilmadi ancakbence bu kucuk de olsa bir risk. Neden kucuk, cunku simdiye kadar akp hukumetinin dervis programini aldigi gibi yurutmesi sonucu olarak olusan yaptiklarinin yapacaklarinin teminati olmasi durumu. Tabi burda 5 sene once yaratilan programin aynen devam etmesi ustune bir sey eklenmemesi (sosyal guvenlik meselesi hukuksal sebeplerden de olsa hala duruyor, arti istihdam maliyetlerini azaltan ya da basta egitime onem veren mikro reformlardan (bknz Fatih Ozatay @ Radikal) hic bahsedilmio olmasi, kayit disi konusunda neredeyse 4.5 senedir hic mesafe alinanamis olmasi) asil sorun gibi gozukuyor.

2 comments:

Unknown said...

Turk ekonomisinin son yillarda, gunluk politik soklara goreceli olarak guclendigi herkesin kabul ettigi bir gerçek olsa gerek.Bunda MB'nin seffaf ve amaclari onceden tanimlanmis para politikaları kadar IMF dayatmalı olarak da olsa sartların gereklerinden dolayı da olsa siki mali politikalarin da etkisi var. Secimler Turk ekonomisinin gidisatini etkiler mi elbette etkiler ama gecmis donemlerdeki gibi secim propogandalarini yapmanin gunumuz ekonomik kosullarinda mumkun olmamasindan oturu, secimlerin ekonomik gidisati buyuk olcude etkileyecegini dusunmuyorum.Secim ekonomisinin bir adim ilerisini dusunelim, secim sonrasi ortaya cikabilecek mutlak bi akp yönetimi ekonominin gidisatini, yabanci yatirimcilarin Turkiye'ye bakisini degistirebilir mi?Onu da pek sanmiyorum sonuc olarak her ne kadar gelismekte olan ulkelerde her zman beklenenin aksi sonuclarla karsilasilabilse de herkesin onceden ongordugu, bekledigi sonuclar ekonomiler uzerinde sok dalgalari yaratmak yerine daha hafif gecislere neden olur.Bizim de karsilasicagimizin hafif bir dalgalanmadan oteye gececegini hic sanmiyorum.

Bence secimlerin kotu yani, yapisal reformlarini henuz tamamlayamamis Turkiye'de tribunler tarafindan alkisa neden olmayacak konulara dair reformlarin baska bir bahara birakilmasidir ki bunlar uzun vadede AB uyum surecinde de, IMF ile olan iliskilerde de daha onemlisi butce uzerinde de negatif etki yaratabilir. Sanirim bu da gelismemislik ile gelismişlik arasında kararını tam verememis, yerini ve vizyonunu tam belirleyememiş bir ulke olmanin dogal sonucu...

Eroglu said...

Guzel bi noktaya degimissin, nitekim herkes para politikasinin surdurulebilirligi hakkinda surekli konusuyor. Yuksek faiz dusuk kur soylemi arasinda sikismis durumda bircok yazar gunumuzde, eger ekonomik kosullar bu kadar basit bir sekilde ortaya konmus olsaydi daha onceki krizlerin hicbirinden gecmezdik nitekim su anki faizler (dalgalanmadan onceki donem haric - hos o zamanlarda yuksek faiz dusuk kur soylemi cok konusuyordu) uzun zaman sonra gordugumuz en dusuk oranlar, hal boyle olunca neden daha onceleri kriz oncesi ve sonrasi, bu kadar sicak para gelmedi. Tabi buna karsi arguman olarak global likiditenin son donemde oldukca arttigi da vurgulanabilir, nitekim dogrudur. global likidite daha once gorulmemis boyuttadir, ancak buyumek istiyorsak ve de bu faiz oraninda bile gerekli yurt ici tasarrufu gerceklestiremiyorsak yabanci sermayenin gelmesi de kacinilmaz olacaktir.

Bunun yaninda para politikasinin surdurulebilirligin otesinde maliye politikasinin surdurebilirligi sorgulanmalidir. Yuklu bi faiz disi fazla hedefi oldugu acik ancak bu halk yani biz daha ne kadar bu vergi adaletsizligine dayanicaz merak konusu. vergilerin neredeyse 70%inin dolayli (yani tuketim uzerinden alinan) vergilerden karsilandigi bi ulkede bu durumu hic sorgulamayan bir milletiz, bizim icin koyun diolardi yoksa dogru mu??