Thursday, May 24, 2007

Ongoruler, Gerceklesmeler ve Yeni Ongoruler

Oncelikle yazilarimin uzun araliklarla yazilmasi konusunda okuyucularimdan ozur dilerim, son donemdeki yogun programimdan kaynaklaniyor.
Son yazimizdan bu yana yine degisen oldukca cok sey var. Bir kere cumhurbaskanligi konusundaki ongorulerimizin gercege kavusmadigini gormus olduk. Ne yazikki daha once cogu kisinin risk saydigi sey goz gore gore gerceklesti, hukumetin atamalar konusundaki `once cemaat` dusuncesinin onunce gecilemedi. Simdi 1.5 ay oncesine gore o kadar farkli konumdayiz ki... Bizim gibi ulkelerde siyasi gerilimlerin piyasayi ve dolayli olarak ekonomiyi etkieme gucunun halen yuksek oldugu apacik...

Ancak son durumda piyasalarda yasananlar cumhurbaskanligi hadisesini, son donemde artan butce harcamalarini (hatta bu seneki butcede kdv gelirleri azalirken bugun gida ve turizmde kdv nin indirilecegi haberleri geldi sevgili maliye bakanimizdan, hatta ustune TUIK`in milli gelir hesaplamalarinin milli geliri oldugundan daha az oldugunu dile getirmis, megerse daha zenginmisiz! ne guzel!) fiyatlara yansitmis gozukmuyor. Bu durum su anda her seyin gulluk gulistanlik oldugunu gostermiyor, tam tersine kuresel hareketin bir parcasi, su anda Brezilya`da para birimi Real son 6 yilin en dusuk seviyelerinde; kursel risk istahinin en onemli gostergesi, dunyadaki likidite bollugunun en oneli kaynagi Japon Yeni karsisinda Turk Lirasi son 5 yillin degerli konumunda, Amerikan borsalari ve gelisen piyasalar (Ozellikle son yillarin gozdesi Cin borsasi) borsalari (son bir iki gundur yasanan hareketler haric) tarihi zirvelerinde. Hal boyleyken risk istahinin verdigi sarhosluk Turkiyedeki riskleri fiyatlara dogru bicimde yansitmamakta.

Simdiki soru fiyatlar bu kadar yukselmisken, emerging piyasalardaki spreadler bu kadar daralmisken bi duzeltme hareketi gelecek mi?Bu harekete Cin borsasinda baslayacak bir satisin sebep olacagi senaryolari yazilip ciziliyor bi suredir. Onceki gun eski efsanevi Fed Baskani Greenspan`in Cin borsasinda buyuk bir duzeltmeyi olasi gordugunu (gerci unutmamali ki subprime mortgage dalgalanmasi sirasinda da Greenspan Amerika`da 2007 icinde resesyonu olasi ancak muhtemel gormedigini belirtmisti, bunu bir kosede sakliyorum) aciklamasiyla kimsenin dusunmek bile istemedigi seyi soylemis oldu. Ancak gelecek olan kuresel bir satis dalgasina etki edecek baska onemli gelismelerin de ayni anda yasanmasi gerekiyor (mesela carry trade`de bir cozulme olmasi en uste yazilacak faktor)

Dunya ekonomisinin yaklasik 25%i olan Amerikadan son donemde gelen veriler simdilik resesyon ihtimaline destek vermiyor. Nitekim 2007 icerisinde faiz indirimi bekleyenler iyice azalmis durumda; takip ettigimiz Amerikan 10 yillik tahvilleri gun icerisinde 4.90%`lere kadar yukseldi. Bu durum -simdilik- dolara euro karsisinda destek veriyor, ve Fed`in faizleri uzun suredir 5.25%te tutmaktaki hakliligini gosteriyor.

Tuesday, April 10, 2007

What markets want

Bir onceki yazimdan sonra uzun sureli ara vermek durumunda kaldim, bu surec icersinde dunya piyasalarinda baslayan satis hareketi arindan gelen iyimserlik ruzgarlari ile karsilastik dersek kisa bir ozet yapmis oluruz. Esasinda her gun olaylarin icerisinde olmak, saat saat takip etmek, her turlu hareketi sicagi sicagina yorumlamak bazi noktalari gormeyi zorlastirabiliyor, olaylara uzun vadeli perspektifle bakmayi sinirlayabiliyor, ve bunun sonucu olarak kisa vadede dogru gibi gozukse de esas resmin goruntuden kaybolmasi olgusunu doguruyor.

Bu durumdan yola cikarak genis resme bakalim. Malum 2006`nin mayis haziran aylarinda yasanan harketlerden sonra cifte secim yili 2007`de Turkiye icin buyuk bir dalga bekleyenlerin sayisi oldukca artmisti. Simdir buradan baslarsak secim yillari neden risklidir sorusu gundeme geliyor. Secim yillari hukumetlerin bir sonraki secimde de sandiktan guclu cikmalarini isteklerinin sonucu populist ekonomi politikalari gelistirme olasiliginin yukseldigi icin riskli. Ne varki bu risk Turkiye icin de gecerli herhangi baska bir ulke icin de gecerli. Hukumetler bu donemde kesenin agzini aciyor ve de gereksiz ve asiri harcamalarda bulunyor bunun uzerine yuksek oranli butce aciklari olusuyor, bu butce aciklari temelleri saglam olmayan bir ekonomi tabaninda krizlerin temel sebebi oluyor. ayrica bu durum ozellikle 80li yillarin sonu ve 90larda bizim de oldukca sik gormeye alisik oldugumuz bir durum. Ustelik artan yolsuzluk ve de bunun sonucu olusan "moral hazard" buradaki yillarin kaybolmasinin temel sebebi.

Yukselen harcamalar disinda siyasi gerginliklerin olmamasi ve de uzlasmaci politikalar izlenmesi ortami tabiki yatistirici etmenler olacaktir.

Bu noktada bir acidan finansal piyasalarin oneminin ortaya ciktigini dusunuyorum; nedenini acikalayacak olursak, piyasalar malum liberal veya kapitalist sistemin bir sonucu. Ancak mevcut ortami bozan bir hareketin bir numarali cezalandiricisi oluyor, veya gereksiz gerginliklerin onune gecmesiyle siyasetcilerin uzerinde adeta demoklesin kilici gibi bi tehdit olusturuyor. Liberal bir duzenin eseri oldugundan dolayi da siyasetin ekonomiye yansimasini de en asgaride tutuyor. Bu sebepten bugun piyasalar cumhurbaskanligi seciminde olasi bir AKP`linin basa gecmesine aldiris etmiyor.

Ancak yukarida saydiklarimizi piyasalar da iyiligimizi istedigi icin yada kara kasimizia kara gozumuze hayran oldugu icin yapmiyor,( kapitalist dunyanin urunu olan sey tabiki isin ucunda parayi dusunmeye programlandigindan) harcamalar arttigi zaman bunun borclanma gereksinimini arttiracagi akabinde faizleri yukseltecegi kisaca odeme guclugu olasiliginin artacagindan cekindiginden alip basini gidiyor...

Sunday, February 18, 2007

Neredeyim Ben?

Anayasa kitapcigi firlatilmasi olayinin uzerinden tam tamina 6 sene gecmis durumda. Esasinda krizi kitapcigin firlatilmasina baglamak ne derece dogru orasi tartisilir ancak saglam bir bunyesi olmayan o donemki ekonomimizi (burada o donemki kosullara deginirsek ayrica bir yazi yamak gerekir) rayindan cikaracak bir sok etkisi yarattigini da soylemek mumkun. Zaten gecmise endeksli olarak bugun de korkulan konulardan biri cumhurbaskanligi secimi esnasinda ortaya cikabilecek gerginlikler. Boyle bir durumun olusmasi halinde bunun ekonomimiz uzerinde etkileri ne derece olabilir, 2001 senesinde oldugu gibi bir durum ortaya cikar mi acaba?

Aslinda bu tip bir soruya verilecek yanit su asamada basit gibi gozukuyor. 2001 senesindeki ekonomik krize benzeyen bir durumun olma olasiligi son derece dusuk. Ancak gecen mayis-haziran doneminde oldugu gibi bir dalgalanma yasanmasi da daha cok dis kosullara bagli. Uzun lafin kisasi kanimca dissal ekstra bir gelisme olmadigi takdirde bu donemin hasarsiz atlatilacagi yonunde.

Peki bizi bu sekilde dusunmeye iten ne, ya da diger bi anlatimla neler degisti Turkiye`de bu sure icerisinde ve de dunya resmini elimize aldigimizda nedir durumumuz? Bu acidan konuyu ele aldigimizda sayisal istatistiklere bakmak en dogrusu. Nerede oldugumuza rehberlik etmesi icin AB`nin unlu Maastricht kriterleri`ni referans noktasi rakamlaryla kiyaslamak bir fikir veriyor. (Bugunlerde iyice populer, ne de olsa 2006 butcesi neredeyse denk geldi) Maastricht`te 5 tane kriter belirlenmisti ve de ortak para birimi euro`ya geciste son asamada bunlar esas alinmakta (nitekim en son slovenya 13. ulke olarak euro ya bu kriterleri de saglayarak girdi), kriterleri hatirlatacak olursak;

-Kamu açığı, GSYİH’nın %3’ünden az olmalıdır,
-Toplam kamu borcunun GSYİH’ya oranı %60’ı aşmamalıdır,
-Enflasyon oranı, son 12 ay içerisinde en düşük enflasyon oranına sahip üç üye ülkenin enflasyon oranları ortalamasının en fazla 1.5 puan üzerinde olmalıdır,
-Uzun dönem nominal faiz oranları, en düşük ortalamaya sahip üç ülkenin faiz oranları ortalamasından en çok 2 puan fazla olabilir,
-Avrupa Para Sistemi’nin döviz kuru mekanizması çerçevesinde belirlenen normal dalgalanma marjlarına, en az son iki yıl boyunca ciddi sapmalar gözlenmeksizin uyulmalıdır.

Buradaki rakamlari referans aldigimiz zaman su an icin bu kriterlerden 2 tanesini saglamayi basardik ancak diger iki tanesini saglamak icin alinmasi gereken cok mesafe oldugu gozukuyor. Nedir bunlar oncelikle butce acigi rakami bu sene 0.7% gibi bi rakam geliyor (GSYIH rakamini hukumet tahmini olarak aldigimiz zaman), ve de yine rakam henuz kesinlesmis olmamasina ramen kamu net borc stoku maksimum oran olan 60% in altinda gelecegi kesin gibidir (nitekim mart ayinda acikliga kavusacak ve de asagi yukari 50% in altinda gerceklesecek). Ayrica son madde sayisal bir deger tasimasa da saglanmis kriterlerin icerisinde yer aliyor (ne de olsa serbest kur rejimi). Ancak burada sunu belirtmekte fayda var ki AB`nin esas oglanlari Fransa ve Almanya butce acigi oranini karsilamakta oldukca zorlaniyorlar, hatta buyume ve istikrar paktinda yaptiklari katakullilerle ceza almalarini erteletmeyi basardilar.

Tutturmaktan uzak oldugumuz kriterler ise enflasyon ve faiz oranlari, ozellikle son dalgalanma sirasinda en cok etkilenen rakamlar da bunlar olunca kriterleri tamamen karsilama noktasinda zaman kaybettigimiz gercegi ortaya cikiyor. Bugun icin Maastricht kriteri seviyesindeki enflasyon orani 2.9% (bizdeki 2006 sonu rakami 9.65% oldugunu ayrica 2007, 2008 ve de 2009 icin hedeflenen enflasyon oraninin 4% oldugunu soylemek gerekiyor. Hedeflenen enflasyon orani yakalansa dahi yukaridaki referans rakami sabit dusundugumuz takdirde, Maastricht Kriteri 2009 yili sonuna kadar tutmuyor). Uzun vadeli faiz oranlarina baktigimiz zaman da 2006 sonu icin referans rakaminin 5.7% oldugunu goruyoruz. Bizdeki oran ise su an 19% lerde, aradaki fark fazla yoruma da yer birakmiyor, ancak gorunen o ki tamamiyle Maastricht Kriterlerini karsilamak icin uzunca bir sureye gereksinim oldugu, hos AB`ye girisimizin de uzun yillar alacagini dusunursek zaman yeterince mevcut (ama bakalim AB`ye girecek miyiz? Girmeli miyiz konusu ayri burda onu yazmak icin yer yok ne yazikki).

Bu durumda gorunen manzara su ki, bu zamana kadar alinan mesafe gayet olumlu, ancak stabil bir ekonomi ardindan yuksek refah seviyesi icin daha oldukca yol almamiz gerekiyor, yolun ortasi degil belki de basindayiz...

Wednesday, January 31, 2007

Degisen bir sey var mi?

Tarihler 31 ocak`i gosteriyor ve iki hafta once yazdgimiz yaziya istinaden hem abd deki enflasyon rakamlari hem de buyume ve fazi karari ardindan gelen aciklamalar yapildi. Son iki haftada gozuken o ki abd ye bagimli iyimserlik su anda guclenmis durumda. Hem buyume rakamlari hem enflasyon rakamlari fed`in bekledigi gibi gelisti (aslinda cuma gunu gelecek olan payroll datasi da onemli) ve de son aciklamasinda fed beklenenden daha hafif bi aciklama yaparak piyasadaki beklentilerin biraz daha sismesine izin verdi. Ne de olsa enflasyon da riskler surse de bu olasailik azaldi ve de buyume ilimli bir sekilde devam ediyor (son ceyrek 3.5%lik rakam abd icin iyi seyler ifade etmek icin yeterli). Hos bu ilimli buyumenin devam etmesi ve de abd deki havalarin sogumasinin bahane edilmesiyle petrol fiyatlari 58 usd ye cikti bugun, petrolde yeni bir spekulatif sisme soz konusu olacak gibi gorunuyor.

Bizde de haftasonunda baslayan hafif yukari hareketin yerini iyimserlige biraktigini gorduk bugun ozellikle bono tarafinda alimlar dikkat cekici, ve de su an itibariyle usdtry kurundaki beklenen yukselis yerini tam tersi ytl de pozisyonlarin acilmasina birakmis gozukuyor. Her ne kadar yen in deger kazanmasi icin ozellikle Fransa tarafindan baski geliyor olsa da carry trade e devam hareketi gozleniyor (eh bu kadar fazi nerde nasil bulunacak).

Bugun bizde de onemli bir veri vardi, 2006 yilinin ve 2006 aralik ayinin resmi dis ticaret dengesi aciklandi. Ortaya cikan rakam tarhimizin en yuksek dis ticaret acigi olsa da (51.9 bio usd), son ay gelen dis ticaret acigi rakami (yaklasik 3.1 bio usd) piyasa beklentilerinin oldukca altinda geldi. Ozellikle son ay ihracatin ithalati karsilama oran yaklasik 73%lik bir orana ulasti ki son donemlerde yakalanan en yuksek oran diyebiliriz (2006 senesi geneli ele alindiginda bu oran 62% civarinda). Bu durum son donemde (dalgalanma ardindan bozulan morllerle dusen tuketici guveni ve mb nin faiz artirimin etkisiyle) ekonominin ihracata dayali olarak hiz kazandigi sonucunu ortaya cikarabiliriz., nitekim kapasite kullanimi ve sanayi uretimi verileri eylul ayi sonrasi iyi geliyor. (Resmi olmayan istatistiklere gore 2007 ocak ayi ihracat rakamlari gecen seninin 38% ustunde gidiyor, ancak burada gecen seneki kar yagisi ve bayram tatili suresinin uzun olmasinin etkisi oldgunu unutmamak gerekiyor).

Orta vadeye baktigimizda akla takilan sorulardan birisi de tcmb`nin fazileri artirma olasiligi var midir? ya da orta vadede faizlerin seviyesi icin ne soylenebilir sorusu. 2007 basinda bu sene faizlerin o kadar kolay dusmeyecegi varsayimi da bu ay sonuna geldigimizde hafif yumusamis gibi gorunmekte. Ancak akildan cikarilmamasi gereken bir sey var ki tcmb nin gecen sene yasadigi kredibilite kaybi sonucu bu sene icerisinde enflasyonun belirlenen patika ya paralel bi sekilde hareket etmesi icin oldukca ihtiyatli davranmasi gerekiyor. Nitekim hedefle uyumlu belirlenmis patikaya baktigimizda mart ayinda 9,2% olan tufe`nin haziran ayinda 6.7% e kadar dusmesi beklenmekte. Bu rakam oldukca keskin ve iddiali bi dusus, ancak tcmb burada gecen yilda olusan yuksek enflasyondan dolayi baz etkisinin bu keskin dusu saglayabilecegini dusunuyor. Eger gercekten buradaki rakamlar merkez bankasinin hedefle uyumlu patikasina paralel sekilde gerceklesirse beklentilerde de keskin bir iyilesme soz konusu olacaktir ve de faizlerin hizla dusmesi soz konusu olacaktir (enflasyonun 4 civarinda olusabilecegi gercegi reel faizi inanilmaz cazip kilacak ve de buyuk alim gelecektir). Bu durumda merkeze faizi indir baskisi artacak ve de temmuz agustos aylarinda olusacak bu baskiya merkez kasimdaki secimleri dusunerek nasil cevap verecek senaryosu gundeme gelebilecek.

Tabi burda sunu vurgulamakta fayda var ki buradaki dusunceler tamamen ceteris paribus a gore olusmakta, yani her sey beklendigi gibi giderse, diger varsayimlar sabit kalirsa (cumhurbaskanligi secimi sorunsuz ve genis kitlelerce benimsenen bi aday gelmesi, olasi bir dis sokun ortaya cikmamasi, irakta asker bi catismanin olmamasi durumlari bunlara ornek teskil edebilir). Bunlarin yaninda cari denge nin de dusme egilimi gosterse de yine bir risk (panik aninda en guzel bahane kaynagi) olarak ampul gibi parladigini da belirtelim.

Thursday, January 25, 2007

Biraz da Kisa Vadeye Bakalim

Tarih 25 ocak 2007, muhtemelen yarin sabah (26/01/07) piyasalarimiz gunu ekside acacak, gayet olumlu baslayan bir haftadan sonra.
Bundan onceki yazilarimizda orta vadeli bakis acilarini sunduk burada da biraz kisa vadeli duruma bir goz atmakta fayda olucak.

PTSI-SALI-CARS
Oncelikle pazartesi ve sali gunu piyasada taze yabanci girislerinin oldugu; gosterge tahvilin ihrac edilecek olmasina ragmen ihale baskisi yasamadan yogun ilgi gordugu bir ortam vardi. Nitekim pazartesi gunu yuksek montanli yabanci girislerinin yasandigini usdtry kurunun ne derece asagi geldigine bakarak anlamak mumkun. Kur neredeyse 1.40 psikolojik sinirinin altina gelmek uzereydi. Bid`ler 1.4050 ye kadar indi, bono tarafinda ise uzun zamandir kirilamayan psikolojik destek 21 bilesikler kirilarak 20.75`lere kadar inildi. Hatta ertesi gun ihalede beklenenden oldukca yuksek talebin gelmesi (yaklasik 15 bio try) ihalede yeni gosterge kagidin (26 kasim 2008 kagidi) 20.40 bilesikten acilmasini sagladi. Bunun disinda borsaya baktigimizda da yabanci payinin 69%lere kadar dayandigi ve de borsanin dolar bazinda 3 cent civarini zorladigini gozlemledik(ulusal100 endeks/usdtry kuru).

Ancak sali gunu yapilan ihalede talebin yuksek olusu ve de talebin yaklasik (25%) inin karsilanmasi, gun icinde bu olusan fazla paranin nereye gidecegi belirsizligini olusturdu. Global piyasalarda emerging piyasalara olan iyimserligin etkisiyle burda kalan para buyuk oranda borsaya girdigini soylememiz mumkun; ama gun sonu merkez bankasindan gelen gecici rezerv rakami bir onceki gune gore 4 bio try yukarda cikinca anlasildiki piyasada para kalmis. (Bu nokta tedirgin edici cunku dalgalanma olustugu sirada da piyasada youn try vardi, burdaki try spekulatif olarak usd a yonelmisti, hatta bunu birazz gec de olsa farkeden mb depo alim ihaleleri duzenlemeye baslamisti). Nitekim carsamba sabahi rezerv 22 bio civari acildi ve borsada hafif realizasyon gozukurken yeni benchmark tahvile ilgi devam etti ve bilesikler 20.14lere kadar dustu. usdtry (bu arada usdtry dolar kuru demek oluo) de hafif deger kaybederek (ustelik burda 50-50 dolar euro depetine gore de bir deger kaybi soz konusu) gunu tamamladi. Ancak rezerv miktarina baktigimzda rezerv rakami yine depo alim ihalelerinin yapildigi donemden sonraki en yuksek duzeylere gelmisti. (bu da bir risk- hos bunun tam tersi bir durum yaklasik 2 ay kadar yasanmisti bu sefer de merkez repo ihaleleri duzenleyerek piyasaya para vermisti ki ercan kumcu tarafindangayet olumlu karsilanmisti)


PERS ve YARIN ve SONRAKI BIRKAC GUN
Bugun de borsa gunu arti da kapasa da cok inisli cikisli bi grafik seyretti, buna karsilik ozllikle ogleden sonra guney afrika para birminin de deger kaybina endeksli olarak try nin usd ye karsi deger kaybedisini gorduk, hatta ogleden sonra bono da hafif realizasyon gozuktu (bono tam 20 bilesikten dondu). Bu aksam ise Zar a baktigimizda bir gunde yaklasik 2%lik bir kayip, buna bagli olarak (bulasma etkisiyle) try de de yaklasik 1.5%lik bir kayip soz konusu, gunu 1,4260lardan kapayan usd try kuru su anda gozuken o ki cuma sabahi 1.43lerden gunu acacak, burada piyasada para (try) olmasi riskli gozukuyor. Try bir miktar daha deger kaybedebilir diye dusunuorm. Ancak bunun uzun soluklu (uzun soluklu derken kalici degil tam tersi birkac gunluk bir durum oldugunu da dusunuorum) ve bence su siralarda risk alma istahi bol iken (bu noktada haftaya-31 ocak- da fed faizi sabit biraktiktan sora ne diyecek o da onemli) usdtry de 1.40 psikolojik desteginin kirilmasini daha olasi buluyorum.

Friday, January 19, 2007

ABD Japonya Ve Turkiye

Bu hafta ici yine ilginc gelismelere gebeydi piyasalar acisindan. Yurt icinde kapasite kullanimi disinda onemli bir veri olmazken, 16sinda ppk toplantisi ve akabinde duymaya aliskin oldugumuz tipten bir TCMB aciklamasi; yurt disinda ABD enflasyon ve uretim verileri Japonyadan da merkez bankasi faiz karari geldi. Bunlara ilaveten 2007yle birlikte inmeye baslayan petrol fiyatlari bu hafta icerisinde son 19 ayin en dusuk seviyesine kadar geldi.

ABD`deki gorunume bakacak olursak bircok kisi daha bir ay oncesine kadar ABD`den mart ayi icerisndeki toplantida faiz indirimlerine baslamasini bekliyordu. Hatta Roubini gibi bazi ekonomistler ABD`nin sert bir soguma icine girecegini dolarin hizla deger kaybedecegini vurgulamisti. Hos, sert bir soguma beklentileri su an icin kirilmis ve de olanaksiz gozukse de dolarin deger kaybetmesinin olanaksiz olduguinu soyleyemeyiz. Nitekim Bernanke`de persembe gunku konusmasinda devletin butce aciklarinin alarm verdiginin altini cizerek bir anlamda dolarin deger kazanmasini onledi. Su durumda her sey Fed`in istedigi gibi gidiyor, bir taraftan enflasyon ilimli bir sekilde duserken, buyume tarafinda da ilimli bir soguma gozukuyor. Piyasanin istedigi soft landing de bu olsa gerek. Ancak onumuzdeki birkac ay daha gelecek olan verilerin bu zihinlere oturan soft-landing beklentisini pekistirmesi lazim. Orta vadede ileriye baktigimizda kanimca 2007 senesi icerisinde iki adet faiz indirimi gelmesi olasi Fed tarafindan.

Bu hafta Japon merkez bankasi`nin da faiz karari geldi. Genelde bizde herkes Fed`e odaklanmisken Japon merkez bankasinin uygulamari veya kararlari es geciliyor. Ancak global likiditeyi en cok etkileyen bi kismi da buradan geciyor. Nitekim Mayis-haziran dalgalanmasini da da unlu spekulator Soros Japon merkez bankasinin gevsek para politikiasina son vermesinin alevlendirdigini belirtmisti (nitekim yerinde bir tespit, eh adam o ununu bu sayede yapti, ingiltere merkez bankasini da yere yatirmisligi vardir bu amcanin 92 yilinda). Neyse konuyu dagitmadan bu hafta japon merkez bankasinin hukumetin telkinlerine uyarak faizleri sabit biraktigini soyleyeyim. Bu durum bizde de sikca tartisilan merkez bankasi bagimsizligiyla ilgili bir durum. Daha once de adi cesitli skandallara karisan Japon merkez bankasi baskani Fukui, son attigi adimla iyiden iyiye kredibilite kaybi yasamis gibi gorunuyor. Ote yandan bu sene Japonya da fazilerin artis beklentisinde olacagi kesin, bunun ne kadar olacagini biraz da Japon hukumetinin tutumu gosterecek. Ancak su anki durum emerging piyasalardaki dalgalanma olasiligini biraz olsun azaltiyor.

Bu haftada ortaya cikan su durum bizim icin kisa vadede olumlu. Tabi akla su soru geliyor, bu durum surdurulebilir mi? Bu sorunun cevabini bulmak guc ancak kursellesmenin de etkisiyle bu tip sorulari soran tek ulke biz degiliz burasi kesin. Ayrica 2007 icin cogu kisinin beklentisi negatif-notr arasi diyebilecegimiz bir yerde. Her yerde siyasi riskler konusuluyo yazilio cizilio. Ben bunlarin etkisinin (takvimde olagandisi bi gelisme olmadikca) sinirli kalacagini dusunuyorum.

Tuesday, January 16, 2007

Girizgah

2006`yi geride birakirken finansal piyasalar acisindan en cok etkiyi yaratan durumun mayis-haziran aylarinda global piyasalarda bas gosteren "finansal dalgalanma" oldugu malum. Ozellikle kayip 90`li yillarin etkisiyle iyice dolarize olan ekonomimizde (hos, son donemde ters dolarizasyon surecinin basladigini da kabul etmek lazim) kurlarin ani hareketler gostermesi belki de faiz hareketlerinden cok daha etkili oluyor. (mesela burada Hasan Ersel`in referans ta cikmis bi makalesi vardi link veremiyorum isteyen gidip bakabilir)

Ani kur sicramalarinda ozellikle ithalata dayali uretimde maliyetler artarken, bunun yaninda yatirim ve de tl cinsi parasinin dolar karsiligi hesabini yapmayi aliskanlik haline getirmis halkimizin beklentileri bozuluyor. Sonra da duzelt beklentileri duzeltebilirsen.

Aslinda fikrimce mayis dalgalanmasinin, enflasyonun beklenmedik sekilde nisan ayinda sicrama yapmasinin akabinde gelmesi, arti MB baskanliginda yapilan atama ardindan yeni baskanin piyasa tarafindan testten gecme sureciyle birlesmesi 2006 dalgalanmasi bizi neden daha cok vurdu sorusuna cevap olabilecek en buyuk iki neden. (ayrica bence altini cizmeye deger o donemde yapilan 0.25 puanlik bi faiz indirimi var, burada merkez bankasinin daha onceki para politikasi kurul karari sonrasi acikladigi metinlerdeki etkinin sonucu zorlama bi indirim var) -hos bi ara Dervisi suclayan bile vardi o donem yaptigi aciklamalrin ardindan baslayan hareket sonrasi; neyse bahaneler yazmakla bitmiyor zten

Tabi odemeler dengesi tarafina baktigimizdaki yuksek cari acik orani da dalgalanmaya en guzel bahane oldu (burada cari acik oraninin onemsiz oldugunu vurgulamiyorum, elbette cari acik oraninin -ki nitekim 2006 icin bu cari acik/gsmh orani asagi yukari 8.5% gibi bi yerlerde olusacak- bu denli yuksek olmasi bir risk ancak gloabl bi sell-off geldiginde bahaneler listesinde bir numaraya yerlesiyor, bknz Guney Afrika ve Macaristan) Su anda bu risk devam ediyor ve de 2007 icin dusundugumzde bu durum yine kurlari yukari iten bi psikolojiyle baski olusturacak, tabii global likidite bollugu devam ederse (su anda bu devam edecek gibi gozukuyor, nitekim abd cok soumamis gibi, faizler bi sure daha 5,25%, Euro bolgesi 3,50% `de ve artirima devam edecege benzio ancak bu bolgedeki buyume egilimi bizim ihracatimiza olumlu yansidigi icin sermaye akisi olmasa da ihracat gelirleri sayesinde bi flow olabilir diye dusunuyorum, Japonya ise bugunlerde 0,50% e artiracagi soyleniyor ama hukumet de bastiriyor bi sure daha sabit tutulmasi icin bakalm Fukui amca ve saz arkadaslari ne yapacak persembe sabaha karsi ogrenecegiz)

2007 basindan ocak ortasina kadar gecen surecte gelisen ilginc hareketler de var. Birincisi Petrol fiyatlarinin asagi gelmesi (nitekim bu satirlar yazilirken 52$ nin de altina geldi) ikincisi de ABD den gelen ekonominin rayinda gittigi verilerinden sonra USD nin deger kazanmasi (arti amerikan tahvil oranlarinin yukselmesi) . Kanimca bu hafta gelicek ABD enflasyon verisi ve ay sonundaki FED toplantisi sonucu faizin yonu daha belirginlesicektir.

Buna paralel olarak turkiyede de global havaya yapisik kalinmasi, secim muabbetleri baslasa da henuz secim ortami die bi yaygara koparilmadi ancakbence bu kucuk de olsa bir risk. Neden kucuk, cunku simdiye kadar akp hukumetinin dervis programini aldigi gibi yurutmesi sonucu olarak olusan yaptiklarinin yapacaklarinin teminati olmasi durumu. Tabi burda 5 sene once yaratilan programin aynen devam etmesi ustune bir sey eklenmemesi (sosyal guvenlik meselesi hukuksal sebeplerden de olsa hala duruyor, arti istihdam maliyetlerini azaltan ya da basta egitime onem veren mikro reformlardan (bknz Fatih Ozatay @ Radikal) hic bahsedilmio olmasi, kayit disi konusunda neredeyse 4.5 senedir hic mesafe alinanamis olmasi) asil sorun gibi gozukuyor.